Türk Milleti üzerinde oynanan büyük oyunun en önemli bahanelerinden
biri de dildir.
Dünya üzerinde asimile olmaya yatkın bir millet olan Türkler kolayca
dillerini kaybedebilmektedir.
Örneğin altmışlı yılların başında Almanya'ya çalışmak üzere giden
Türklerin torunları günümüzde çoktan Türkçeyi unutup Almanca
konuşmaya,Alman gibi düşünmeye ve Alman gibi yaşamaya başlamıştır.
Biz Türkler hakkında bu konuda bir çok örnek verilebilir.
Türkçeyi kaybederek
Kürtleşen,Almanlaşan,Bulgarlaşan,Macarlaşan,Arnavutlaşan,Gürcüleşen
çok insanımız vardır.
Güneydoğumuzun göçebe Karakeçili aşireti bugün Türkçe bilmese bile
özbeöz Türk olan kardeşlerimizdir.
Yine Balkanlarda Makedonca konuşan Torbeşler ve Arnavutça-Boşnakça
konuşan Goralılar nihayet Pomakça konuşan Pomakların Türk oldukları
konusunda zerrece şüphe yoktur.
Bugün hepimiz bilmeliyiz ki;Kürt milliyetçiliğinin öncüleri,kendini
Kürt olarak tanımlayan kardeşlerimiz değil bizzat emperyalist
devletlerin hizmetindeki yabancı misyonerler,gezginler ve konsoloslardır.
Kürtçülüğün babası da P.Maurizio Garzoni adındaki Katolik misyoner
bir papazdır.
Kürtlerin var olduğu iddia edilen coğrafya üzerinde bu gün
Türkiye,Suriye,İran ve Irak Devletleri bulunmaktadır.
Geçmişe dönüp baktığımızda bu topraklar üzerinde uzun bir tarihi süre
içinde Türk Devletlerinin hükümran ve Türk Milletinin meskun olduğunu
görmekteyiz.
Haçlı zihniyetinin Türk Milleti üzerinde,onu hakimiyeti altına almak
için denediği iki yöntem vardır.Bunlardan biri asimile diğeride
başkalaştırmadır.
Bu gün Kürt meselesi denilen şeyin altında işte bu başkalaştırma
projesi yatmaktadır.Bunun için uyduruk bir dil yaratma ile bu işe
başlanmıştır.
P. Maurizio Garzoni, 18.yüzyılın son çeyreğinde bu günkü Türk-Irak
sınırının 30 kilometre kadar ötesinde buraya dikkat edin tam 18 yıl
boyunca yaşamış, Kürtler,Ermeniler,Asuriler,Keldaniler,Nesturiler
arasında çalışmıştır..
Bu sırada Kurmançi ağzını da öğrenmiş ve 1787 yılında tarihte bir ilk
olarak Roma'da İtalyancayla Kürt Dili ve Grameri sözlüğünü yayınlamıştır.
Papaz Garzoni bütün bu zahmetlere ve mahrumiyetlere neden katlanmıştır ?
Neden bu meçhul diyarlarda yıllarca ömür tüketmiştir?
Avrupa'da kıyıda köşede ve gölgede kalmış onca dil Ya da lehçe
sayabilirsiniz. Bask,Katalan,Korsika,Bröton,Gal,İskoç,Malta dilleri
gibi...
Misyoner Garzoni, bu diller ortada dururken neden gelip bizim
Anadolu'nun Kurmançi ağzına merak sarmıştır?
Sebebi gayet basit: 18. yüzyıla kadar izlenen Türkleri dıştan yıkma
staretejisi, içten yıkma staretejisine dönüştürülmüştü. Başrolde ise
Vatikan ve onun itibarlı devletleri Rusya,İngiltere,Fransa,Almanya vardı.
İçten yıkma staretejisi bu gün din farklılıkları,etnik farklılıklar,
dil,lehçe ve ağız farklılıkları,bölge ya da aşiret farklılıkları gibi
hususlar üzerinden aynı güçler tarafından sürdürülmektedir.
Yapılan bilimsel çalışmalarla ülkemizde konuşulan ve adına Kürtçe
denilen Kırmançi ve Zazaca ağızlarının, Göktürk ve Uygur lehçeleriyle
birlikte Çuvaşçanın karşılaştırılması suretiyle Eski Türkçe ile
ilişkisi ortaya konmuştur.
Bu gün bunları konuşup birliğimizden dem vuracağımıza ve Türk Milleti
üzerine yapılan planları deşifre edeceğimize nelerle uğraşıyoruz?
Ancak malum güçler, Türk Milletini Kürt adında başkalaştırma
çalışmalarına bir İtalyan Katolik Misyoner Papaz eliyle 1787' de
başlarken bir Alman marifetiylede 1960'lı yılların başında Doğu
Karadeniz Bölgemizde de Laz,Hemşenli,Gürcü,Poşa ve Pontoslu Rum gibi
etnik parçalar tanımlamaya başlamıştır.
Çok sistemli bir şekilde ve iç içe geçmiş projeler çerçevesinde Prof.
Dr. Anthony Bryer ve ekibi tarafından ilginç işler yapılmaktadır.
Yine altmışlı yılların başında bölgeye gelen Wolfgang Feurstein adlı
bir Alman kendini Laz Ulusu yaratmaya adadığını açıkça söylemiş,
önce Lazca yazı dili oluşturmak için Laz Alfabesi düzenlemiş, ardından
bu Laz Alfabesi ile ilkokul seviyesinde metinler hazırlamış ve uyduruk
Lazca gramer bilgileri ile sözlük çalışmaları yapmıştır.
Görüyorsunuz ; İtalyan Garzoni'nin yaptıkları ile Alman Feurstein'ın
yaptıkları arasında tarih olarak büyük bir zaman aralığı olmasına
rağmen (1787-1960) ne kadar büyük benzerlikler var !
Biri Kürt Ulusu diğeri Laz Ulusu yaratma peşinde. İkisinin de
kullandığı ortak argüman : dil .
Merak etmeyin bunlar gibi davranan ve yaşayan bir çok kişide Türk
Milletini lime lime etmek için onlarca ulusçuk yaratmaya çalışıyor.
İçten yıkma stretejisinin en önemli ayağı; dil,lehçe ve ağız
farklılıklarının üzerine giderek başkalaştırma ve bunun sonucu olarak
bölme operasyonudur.
Bu son zamanlarda Yeni Osmanlıcılık akımı ile de körüklenmektedir.
Devletimizi yönetenler ve siyasiler bu tuzağa düşmemelidir.
Coğrafyamız üzerinde yaşayan insanlarımızın tamamına yakını Turan
kökenlidir yani Türk oğlu Türktür.
Ancak başkalaştırma operasyonları sonucu kendilerini sanki başka bir
topluluğa mensupmuş zannına düşmüş olabilirler. Önemli olan bunları
onlara anlatmaktır.
Eğer Ortak Türk Tarihi yazılabilmiş olsaydı Türk Miletinin
Atavatan'ından bu yana yaşadıklarını anlar, oyunların farkına varır,
tuzağa düşmezdik.
Binlerce yıl önce Çinlilerin oyunları ile yakın tarihin
İtalyanının,Almanının,Rusunun,Amerikalısının ve İsraillisinin oyunu
hep aynı.
Bütün bunlara en güzel cevap Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün
Türk Milleti ile ortaya koyduğu Türkiye Cumhuriyeti projesidir.
Onlar ne kadar uğraşsa da bu millet başındaki badireleri
atlatacak,düzlüğe çıkacak ve mutlaka ama mutlaka hesap soracaktır.
Özcan Pehlivanoğlu
RUMELİ BALKAN TÜRKLERİ FEDERASYONU
Genel Başkanı
o.pehlivanoglu@superonline.com
Düzenleyen MUCURnet Düzenleme Tarihi: 01/11/2008 19:59
Mucur'un en NET sesiyiz..!